Engelli/Engellenmiş Bireyler için Sosyal Kooperatifçilik

Metin Özarslan – Nurdan Özarslan1 Mayıs 2019

ARKAPLAN

Sosyal kooperatifler, toplumsal olarak dışlanmış grupların güvenceli çalışma yoluyla topluma yeniden dahil edilmesini amaçlarlar (CICOPA, 2004). Sosyal bir kooperatif olan Genç İşi Kooperatif, 2015 yılından bugüne Avrupa Birliği (AB) refah devleti modellerinde sosyal içerme işlevi üstlenen diğer sosyal kooperatiflere birlikte Türkiye’de bu ihtiyaca yönelik alan açılması için uluslararası ağ oluşturma ve yaygınlaştırma çalışmaları yürütmektedir. İncelenerek raporlanan ve ulusal ölçekte yaygınlaştırılan bu çalışmalar arasında: Sivil Düşün AB Programı desteğiyle gerçekleştirilen İtalya, Belçika, İspanya, Hırvatistan dayanışma ağı örnekleri ve Hollings Center işbirligiyle ABD, Tunus, Lübnan dayanışma ağı örnekleri bulunmaktadır.

Genç İşi Kooperatif, toplumsal olarak dışlanan 5 hassas gruba yönelik sosyal kooperatifçilik strateji belgesi üretmiştir. Bu sosyal gruplar arasında: engelliler; ücretsiz ev emekçileri; işsiz ve örgün öğretimde olmayan gençler (NEET); mülteciler; kent çeperinde yerleşik gruplar bulunmaktadır. Üretilen stratejik belgeler, Genç İşi Kooperatif’in konu hakkındaki kurumsal tutumunu ve yöngörüsünü yansıtmaktadır. Bu strateji belgelerinin içerdikleri eğitim, kapasite geliştirme ve savunu faaliyetleri, yurtiçinde ve yurtdışında bulunan sosyal dayanışma ekonomisi ağlarının destekleri ve işbirlikleri sayesinde uygulanacaktır.

Bu strateji belgeleri Genç İşi Kooperatif'in konu hakkındaki kurumsal tutumunu ve yöngörüsünü yansıtmaktadır.

MEVCUT DURUM

Dünya Sağlık Örgütü (2011) “engellilik” durumunu kapsayıcı bir terim olarak “engelli bireyleri” ya da “engeli olan bireyleri” tanımlamak için kullanır. Türkiye’de ise hala “sakatlık (çürüklük)”, “özürlülük”, “engellilik” gibi tanımlamaların kullanılmasında ortak bir fikir birliği sağlan(a)mamıştır. Engellilik durumu çeşitli sağlıksal nedenleri dolayısıyla engelli bireylerlerin içinde bulundukları hali ortaya koyarken, aynı zamanda da yoksulluk ve toplumsal dışlanma gibi negatif sosyo-ekonomik koşulları da doğurabildiği için toplumsal olarak “engellenmiş” bireylerin mücadele etmek zorunda bırakıldığı dezavantajlılık halini ortaya çıkaran ayrıştırıcı bir olgudur. Bu alandaki yukarıda değinilen kavramlar evrilmiş fakat geniş perspektifli çözümler Türkiye’de uygulan(a)mamıştır. Yazar Nazmiye Güçlü’nün Bianet röportajında belirttiği gibi “Kadına ‘bayan’, ya da ‘hanım’ demek nasıl kadın haklarında bir iyileştirme yapmıyorsa bu da öyle. İsimleri değiştirmekle bir şey olmuyor…” (Vardar, 2012).

Bir azınlık olarak görülen engelli/engellenmiş bireylere iş yerlerinde yapılan ayrımcılığın nerede, ne zaman ve nasıl olduğunu saptamak zordur. Ayrımcılık, ilk işe alma aşamasında, maaş artışlarında, ek kazanım verme aşamasında ya da iş değiştirme sırasında ortaya çıkabilmektedir. Ayrıca, engelli/engellenmiş bireylere beklenenden daha düşük ücret önerilmektedir. İşveren önyargısı ile birlikte iş yerinde de ayrımcılık olabilmektedir. İş yerleri engelli/engellenmiş bireyleri istihdam etmek istese bile, işyerinde çalışanların bu bireylere yönelik olumsuz tutumları, engelli/engellenmiş bireylerin işgücüne katılımını olumsuz olarak etkilemektedir (Durmaz, 2017).

Bireyin elde ettiği eğitim, hem ekonomik faaliyetlerin niteliğini hem de işgücüne katılım oranlarını etkileyen bir faktördür. Eğitim düzeyi yükseldikçe işgücüne katılım oranlarının da yükseldiği görülmektedir (Kavak, 1997). Engelli nüfusta, ilkokul ve öncesi eğitim düzeyindekilerin oranı, okur-yazar olmayanlar dahil nüfusun %69,3’ünü oluşturmaktadır (Öztürk, 2012). Temel eğitime bile çok az, yüksek eğitime ise neredeyse hiç katılamayan engelli nüfusun iş hayatına katılımı da istenilen seviyeden çok uzak kalmaktadır. Örneğin, Engelliler ve İstihdam ders notları metnine göre (Fırat ve ark., 2009), Türkiye’de engelli bireylerin sayıları ile istihdam oranlarını karşılaştırıldığında %78,3’ünün işgücü piyasasının dışında olduğunu tespit edilirken, engelli bireylerin aktif istihdama katılım oranı yalnızca %1 civarındadır. Bununla birlikte, engelli bireylerin genelde istihdam edildikleri iş türleri: talep edilmeyen ve memnuniyet vermeyen düşük ücretli; düşük vasıflı; düşük statülü işlerdir (Durmaz, 2017). Dolayısıyla engelli bireylerin büyük çoğunluğu aktif işgücüne dahil olamamakta, olabilenler de kötü çalışma şartlarına mecbur bırakılmaktadırlar. 

Türkiye’de engelli/engellenmiş bireylerin istihdamını yükseltmeye yönelik uygulamalardan en bilineni kota rejimidir ve temelde işyerlerinde 50’den fazla kişi çalıştıran işverenleri (özel ve kamu; farklı yüzdelik kotalarla) hedeflemektedir. “…Kayıtlı firmaların (özel sektör) yüzde 98’inde firma başına 49 veya daha az kişi çalışmaktadır” (Aydınonat, 2012: 4). Dolayısıyla bu düzenleme tüm özel sektörün sadece %2’lik kısmını içerebilmektedir. Öte yandan işverenler, işe uygun engelli çalışan bulmakta güçlük çekmekte, ancak yasal olarak zorunlu oldukları için engelli istihdam etmekte ve bu engelli çalışanları hukuki olarak işte tutmakla yükümlüdürler (Şen, 2018). Bu sebeple de engelli çalıştırmayla ilgili yükümlülükleri mecburi bir yük olarak görmektedirler. Kota rejimi, hem işverenler hem de engelli vatandaşlar için istihdam konusunda etkili bir çözüm getir(e)meyen bir uygulama olarak sürmektedir.

Engelli/engellenmiş birey istihdamının önündeki başka bir engel de işyerlerinin bu kişiler için uygun fiziki ortamı sağlaymamasıdır. TÜİK (2010), “Özürlülerin Sorun ve Beklentileri”  araştırması kapsamında kamu binalarının, özel işyerlerinin, mağazaların ve lokantaların çoğunun bu bireyler için erişilebilir olmadığını ortaya koymaktadır. İşyerini erişilebilir hale getirmenin yaratacağı mali yük, işverenlerin bu bireyleri istihdam etmekten kaçınmalarının ardında yatan diğer bir etken olarak ortaya çıkmaktadır (Tiyek ve ark., 2016).

Engelli/engellenmiş bireylerin işgücüne katılımının önündeki engeller iki boyutlu sıralanabilir:

Emek Arzı: Engelli/engellenmiş bireylerin sahip olduğu beceriler; yetkinlik ve iş deneyimi kısıtlaması; becerilerinin akreditasyon eksikliği; örgün öğrenim geçmişi (diploma) kısıtlamaları; yetkin emek arzı eksikliği; toplum tarafından hakir görülme.

Emek Talebi: İşverenlerin talep ettigi beceri ve yetkinliklerin engelli/engellenmiş bireylerde bulun(a)maması; işe alımda engelli/engellenmiş bireye karşı ayrımcılık; engelli/engellenmiş bireyin emeğine yönelik talebin kısıtlı sayıda oluşu ve düşük katma değerli işlerde yoğunlaşması.

Türkiye’de engelli bireylerin sayıları ile istihdam oranlarını karşılaştırıldığında %78,3’ünün işgücü piyasasının dışında olduğunu tespit edilirken, engelli bireylerin aktif istihdama katılım oranı yalnızca %1 civarındadır.

Fırat ve ark., 2009

ÜSTÜN UYGULAMALAR

The Disabled Workers Co-operative (U.K.) – Engelli Çalışanlar Kooperatifi: 2002 yılında engellilerin bağımsızlığını artırmak, ekonomide aktif rol almalarını sağlamak ve  böylelikle engelli insanların yoksulluğunu azaltmak amacıyla kurulmuş tescilli bir kuruluştur. Engellilere daha fazla özdeğer duygusu vermek ve engellilerin topluma yapabilecekleri katkı konusunda farkındalık yaratmak temel amaçlarıdır. Kooperatif, engelli bireylerin sunabilecekleri ürün ve hizmetlerin yer aldığı bir veritabanıdır. Kendi işlerini yapmak isteyen engelliler, herkese açık olan bu veritabanında, sunabilecekleri işleri ücretsiz olarak tanımlayabilmektedirler. Bu veritabanı aynı zamanda engelli bireylerle çalışmak isteyen işverenleri buluşturan bir iş platformudur. Portal aylık bazda 70.000’den fazla tekil ziyaretçi trafiğine sahiptir.

The Titis/France (Different Business, a cooperative model) – Titis Farklı İş bir kooperatif modeli (Fransa): Titi Floris, 2006 yılında kurucularının “farklı bir iş” yapma isteğinden doğmuştur. SCOP (Cooperative and Participative Society/Kooperatif ve Katılımcı Ortaklık) statüsü ile sürdürülebilir bir kamu hizmeti niteliği taşımaktadır. Bu girişim, Fransa yollarında okul taşımacılığı ve engellilere yönelik günlük hastane ve ulaşım ihtiyaçları ile başlamıştır. İşletmenin genişlemesi, engelli bireylerin topluma yeniden dahil edilmelerini ve engelli işçi statüsünde yeni istihdamlar sağlamıştır. İşletme on yıl içinde gelişimini sürdürmüş ve bugün Nantes’daki tüm sosyal dayanışma ekonomisi bileşenlerine yönelik, kiralık ortak çalışma alanlı ofislere ve  toplantı odalarına sahip işyerini hayata geçirmiştir.

YDWC/YORK Disabled Worker Co-op/England – YORK Engelli İşçiler Kooperatifi/İngiltere:  York Engelliler İçin Çalışanlar Kooperatifi, kâr amaçlı bir sosyal girişim değildir. Engelli işçilerin işlettiği ve sahibi oldugu çok küçük bir örgütlenmedir. York Remploy fabrikasının kapanmasını müteakip kurulmuştur. Misyonu, küçük ve dostane bir ortamda iş ve eğitim olanakları sunmaktır. York Engelli Çalışanlar Kooperatifi, sendika ve işçi hareketleri ile sahip oldugu derin bağlarla İngiltere’de etik kurallarla üretilmiş en kaliteli malları sağlamaktan gurur duymaktadır. Ayrıca, engelli bir işçinin çalışmasına destek olma becerisini ve deneyimini sağlayabilecek bir çıraklık fırsatı sağlamayı hedeflemektedir. YDWC’de geri dönüştürülmüş malzemeler kullanarak kaliteli ahşap ürünler ve bahçe mobilyaları üretmeyi de amaçlamaktadırlar.

TÜRKİYE BAĞLAMINDA GZFT ANALİZİ

GENÇ İŞİ KOOPERATİF'İN YÖNGÖRÜSÜ

Kooperatifler mevcut ve potansiyel ortaklarının (gerçek veya tüzel kişi) gelişimi için eğitim süreçlerini desteklerler ve kaynaklarını paylaşırlar. Genç İşi Kooperatif, kooperatifler arası dayanışma ilkesini göz önünde bulundurarak potansiyel kooperatif kurucu ortaklarına yönelik özelleştirilmiş eğitim modülleri hazırlamayı, uygulamayı ve sürekli geliştirmeyi amaçlamaktadır. Bununla birlikte toplumsal, ekonomik ve kültürel eşitsizliklere bağlı olarak özellikle ekonomik katılımdan mahrum bırakılmış engelli/engellenmiş bireylerin toplumun ve dayanışma ekonomisinin aktif üyeleri haline gelmeleri hedeflenmektedir. Genç İşi Kooperatif 2 iş modeli üzerinde odaklanmaktadır: (1) Engelli/engellenmiş bireylerin doğrudan kooperatifleşerek üretmesi; (2) Engelli/engellenmiş bireylerin sistemik yoksullaşmadan kurtulmaları için maddi kaynak yaratan üçüncü taraf kooperatiflerin yaygınlaşması.

Genç İşi Kooperatif’in mevcut bilgi, birikim, deneyimlerini ve süreçle birlikte yeni edinecek olduğu deneyimleri, bu alanda kurulacak kooperatifler ile paylaşması, kuruluş öncesi ve sonrası verilecek desteklerle ilgili bireylerin kooperatifleşmesi sürecine destek olması öngörülmektedir. Bu kapsamda atılacak ilk adım, yerel yönetim işbirlikleri ile saha araştırması yapmak ve yereldeki bu bireylerin işgücüne katılım problemlerinin, ihtiyaçlarının ve hangi iş kolunda öncelikli olarak ücretli çalışma hayatına katılabileceklerinin tespit edilmesidir. İşgücüne katılım açısından profillenen  bu birey ve gruplar için yerelde kurulabilecek kooperatif modellerinin yer aldığı bir araştırma raporu hazırlanmalıdır. Genç İşi Kooperatif kuruluşları sonrası kooperatiflere özgü hazırlanacak eğitim modülleriyle; (1) Ortakların sosyal kooperatifçilik ilkelerini benimsemesini; (2) Kooperatiflerin kurumsallaşmasını ve sosyal dayanışma ekonomisine katılımını; (3) Kaynak yaratılması ve proje geliştirme konularında bilgi aktarımı ile de kooperatif çalışmalarının devamlılığının sağlanmasını destekleyecektir.

Ülkemizde az sayıda olan engelli/engellenmiş bireylerin içinde bulunduğu kooperatifler genellikle, birkaç iyi örnek olsa dahi (bkz. EGETEKO), engelli/engellenmiş bireyleri karar mekanizmalarına dahil edememektedir. Ayrıca farklı gruplarla birlikte üretim/yaşam pratiğini hayata  geçirme konusunda da deneyimleri bulunmamaktadır. Engelli birey ve/veya aileleri için tahayyül edilen kooperatifleşme yöngörüsü kurulacak kooperatiflere yeni gelişme alanları yaratmayı önceler. Bunun için:

  • Yerel ve ulusal değer zincirleri daha yakından incelenerek, engelli/engellenmiş birey ve farklı ihtiyaç grupları ortaklığında kooperatiflerin göreli üstünlüğünün olduğu iş ve ürün kollarının tespiti,
  • Yaşam boyu beceri ve yetkinlik inşası uygulamalarının kooperatifin ortaklarına sunduğu hizmetlerin arasına alınması,
  • Ortaklık yoluyla sosyal güvence hakkı kazanılması için yasal ve ana sözleşmesel adımların atılması,
  • Örgütlenmede verimli sonuçlar veren yerel bazlı kooperatifleşmenin üzerinde durulması,
  • Yalnızca engelli/engellenmiş bireylerin ortak olabildiği girişim kooperatiflerinin üretim/operasyon sürecinde yarattığı kısıtlar göz önünde bulundurularak karma ortaklık yapısı seçeneğinin üzerinde durulması,
  • Bir ticari işletme olan kooperatiflerin piyasada rekabetçiliğinin artırılması için kaynak geliştirme, pazarlama ve dijital yetkinliklerin geliştirilmesine odaklanılması önerilmektedir.

SONUÇ

Arkaplan: Sosyal kooperatifler, toplumsal olarak dışlanmış grupların güvenceli çalışma yoluyla topluma yeniden dahil edilmesini amaçlarlar (CICOPA, 2004). Sosyal bir kooperatif olan Genç İşi Kooperatif, engelli/engellenmiş bireylerin de aralarında bulunduğu, toplumsal olarak dışlanan 5 hassas gruba yönelik sosyal dayanışma ekonomisine dayanan çözümler üreterek yaygınlaştırır.

Toplumsal sorun: Türkiye’de hala “sakatlık (çürüklük)”, “özürlülük”, “engellilik” gibi tanımlamaların kullanılmasında ortak bir fikir birliği sağlan(a)mayan engellilik durumu, çeşitli sağlıksal nedenleri dolayısıyla engelli bireylerlerin içinde bulundukları hali ortaya koyarken, aynı zamanda da yoksulluk ve toplumsal dışlanma gibi negatif sosyo-ekonomik koşulları da doğurabildiği için toplumsal olarak “engellenmiş” bireylerin mücadele etmek zorunda bırakıldığı dezavantajlılık halini ortaya çıkaran ayrıştırıcı bir olgudur. Negatif sosyo-ekonomik koşullar bazında, aktif işgücüne eklemlen(e)meme, eğitim ve iş hayatından dışlanma temel problemlerdendir.

Olası çözümler: (1) Engelli/engellenmiş birey ve/veya aileleri ile birlikte üretme potansiyeli olan farklı ihtiyaç sahibi kişi/grupların dayanışma sağlayabilecekleri bir sosyal kooperatifin kurulması; (1.1) Farklı ihtiyaç sahibi kişi/gruplarla birlikte üretme manifestosunun oluşturulması ve tecrübe edilen pratiklerin kamuoyu ile paylaşılarak savunuculuk yapılması; (1.1.1) Birlikte üretim pratiklerini yaygınlaştırabilmek için sosyal projeler üretilmesi; (1.2) Kooperatifin, sosyal dayanışma ekonomisi bileşenleri ile birlikte çalışması için çeşitli ağlara dahil edilmesi; (2) Yaşam boyu beceri ve yetkinlik, insansı uygulamalarının kooperatifin ortaklarına sunduğu hizmetlerin arasına alınması; (3) Ortaklık yoluyla sosyal güvence hakkı kazanılması için yasal ve ana sözleşmesel adımların atılması; (4) Bir ticari işletme olan kooperatiflerin piyasada rekabetçiliğinin arttırılması için kaynak geliştirme, pazarlama ve dijital yetkinliklerin geliştirilmesine odaklanılması önerilmektedir.

Yöngörümüz: Toplumsal, ekonomik ve kültürel eşitsizliklere bağlı olarak özellikle ekonomik katılımdan mahrum bırakılmış engelli/engellenmiş bireylerin toplumun ve dayanışma ekonomisinin aktif üyeleri haline gelmeleri.