İletişime Geçin
İzmir
[email protected]
Ph: +905447338254
Back

Türkiye’de Kooperatif İstatistiklerinin İyileştirilmesine Yönelik Savunuculuk Rapor Lansmanı

İlgili içerik, “Türkiye’de Kooperatif İstatistiklerinin İyileştirilmesine Yönelik İzleme ve Savunuculuk Raporu Çevrimiçi Lansman” etkinliğinin ses/görüntü kaydı dinlenerek oluşturulmuş, konuşmacıların ifadelerine sadık kalarak, tekrar eden ifadeler yer yer sadeleştirilmiştir.

Berkin Şafak Şener, Genç İşi Kooperatif – Açış Konuşması

Evet, herkese merhabalar. Bugün 9 Mart 2022, çarşamba sabah saat 10:00’da, Türkiye saatiyle, toplanmış bulunuyoruz. Aramızda çok değerli konuklarımız var. Hem sivil toplum paydaşları hem ‘ana tema konuşması’ yapmak üzere aramıza katılan yoğun gündemi arasında vakit ayırıp, 2015 yılından beri bizi yalnız bırakmayan, ILO Kooperatifler Biriminden (ILOCOOPSimel Eşim aramızda. Açıkçası bugün butik bir toplantı için buluşmuş oluyoruz. Gündemimiz kooperatif istatistikleri. Son dönemde özellikle 14 Ocak 2022’de yayınlanan yönetmelik (Kooperatif Bilgi Sistemi Yönetmeliği) ve bu yönetmeliğe delil teşkil eden 26 Ekim 2021 tarihli kanunla (Kooperatifler Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun) tekrar gündeme gelen kooperatif istatistikleri üzerine toplanmış bulunuyoruz.

Geçtiğimiz yıl FES (Friedrich-Ebert Stiftung) Derneği, Türkiye Temsilciliği desteği ile hazırlamış olduğumuz, Genç İşi Kooperatif ’in yazdığı bir rapor bulunuyor: “Türkiye’de Kooperatif İstatistiklerinin İyileştirilmesine Yönelik Savunuculuk Raporu”. Bu rapor temel, birincil, ikincil, üçüncül veri sorumlusu ve veri raporlayıcısı olan kamu paydaşları ile yaptığımız mülakatlar, ‘masabaşı araştırma’ ve yaptığımız çeviri çalışmalarının sonucunda ortaya çıkmış bir savunuculuk raporu. Raporu hem kamu hem de sivil toplum paydaşları ile 2020 yılı Ekim ayında paylaşmıştık. Bu toplantımıza da yine kamu paydaşlarımız davet edildiler. Aramızda bulunanlar olacaktır. Onlara da hoş geldiniz diyoruz. Birincil kooperatif bilgi işlem sorumlusu Ticaret Bakanlığı Esnaf, Sanatkârlar ve Kooperatifçilik Genel Müdürlüğü de bu toplantıya davet edilmişti ancak yoğun mesaileri nedeniyle ana tema konuşması yapmak üzere aramızda bulunamıyorlar. Ben sözü uzatmadan bu gündemi başlatabilmek ve bize normatif bir zemin sunması amacıyla Simel Eşim’e sözü bırakmak istiyorum.

Simel Eşim (ILOCOOP) – Ana tema Konuşması

Teşekkürler Berkin, günaydın arkadaşlar. ILO Kooperatifler biriminden merhaba. Bugün sizlere ILO’nun kooperatif istatistiklerine ilişkin uluslararası bir girişiminden söz etmek istiyorum. Berkin’in de ifade ettiği üzere bu sunuşu Türkiye’de bu girişimin ulusal danışma komitesini koordine edecek olan Ticaret Bakanlığından arkadaşlarım yapacaklardı. Onların katılamamasından dolayı ben paylaşıyorum. ILO pek çoğunuzun da bildiği üzere Birleşmiş Milletler ’in (B.M.) çalışma dünyasından sorumlu kuruluşu. 1919’daki başlangıcından beri kooperatiflerin sosyal adalete hizmet eden kuruluşlar olduğunu kendi anayasasında ve kurum yapısında yansıtan tek Birleşmiş Milletler örgütü. ILO’nun kooperatifler üzerindeki çalışmalarını 1920’den beri kooperatifler birimi (ILOCOOP) üstleniyor. Son 10 yılda, benim başında olduğum, küçük de olsa yoğun talepler alan bir ekip bu. Çünkü sadece kooperatif portfolyosu üzerinde çalışmıyor aynı zamanda sosyal ve dayanışma ekonomisi üzerinde çalışıyor. Bu çalışmalara yön veren uluslararası bir çalışma standardı var. Bu standart 2002’de kabul edilen 193 numaralı kooperatiflere ilişkin tavsiye kararıdır. Bu yıl bu karar yirminci yılını kutluyor.

İlgili tarihten bu yana 115 ülke bu tavsiye kararlarını kullanarak yasalarını politikalarını (kooperatiflere ilişkin) yenileme ve güncelleme girişimlerinde bulundu. ILO’nun kooperatiflere ilişkin 193 numaralı tavsiye kararı istatistiklere ilişkin olarak şöyle diyor: Ulusal politikalar, kalkınma politikalarının formülasyonu ve uygulamasında kooperatifler hakkında ulusal istatistikleri iyileştirme çalışmaları yapılmalıdır, ilgili merciler tarafından. Bu tavsiye kararının alınmasından 11 yıl sonra 2013’te 19. Uluslararası Çalışma İstatistikleri Konferansında kooperatif istatistikleri hakkında daha fazla çalışma yapılması gerektiğine ilişkin bir karar alındı. Bu kararı takiben 2013-2018 yılları arasında bir seri çalışma gerçekleştirdik ILO’da. Bu çalışmalar FAOBirleşmiş MilletlerUluslararası Kooperatif Birliği’nin de katıldığı komite ile iş birliği içinde gerçekleştirildi. Nitekim kooperatif istatistikleri teknik danışma kurulu bir araya getirildi. Bu kurulda kooperatif istatistikleri, veri tabanları üzerinde çalışan uluslararası kooperatif araştırmaları, kooperatif hareketi temsilcileri, istatistik kurumları ve ilgili bakanlıkların temsilcileri de vardı. Türkiye’den de TÜİK ve Ticaret Bakanlığı adına temsilciler vardı. Türkiye’de 2015-2018 yılları artasında Kooperatif İstatistikleri Kılavuzu hazırlık çalışmaları kapsamında Ticaret Bakanlığı’nın sekretaryasını yürüttüğü bir çalışma grubu kurulmuştu. Bu gruba, kooperatif merkez birlikleri TÜİKILOGelir İdaresi BaşkanlığıSosyal Güvenlik Kurumu ve ilgili bakanlıklar da katılmıştı. Bu çalışmaların sonucu olarak Uluslararası Kooperatif İstatistikleri Kılavuzu Ekim 2018’de toplanan 20. Uluslararası Çalışma İstatistikleri Konferansında kabul edildi. Bu kılavuz kooperatif istatistiklerine ilişkin uluslararası norm oluşturma yönünde bir ilk adım. Bu kılavuzu açıklayan bir enformasyon kitapçığı hazırlanmış durumda. Bunun da çevirileri başlamış halde ve kamu ile paylaşacağız elbette.

ILO, Ticaret Bakanlığı ve Türkiye’deki çalışmaları yürütecek olan ulusal danışma kurulu paylaşacak bu dokümanı. Kılavuzda kooperatif istatistikleri, kavramlar, tanımlar, kooperatif türleri, istatistik birimleri, kooperatiflerde çalışma gibi konular var. Ayrıca kooperatifler hakkında istatistik verileri toplama, düzenleme ve analiz yöntemlerine ilişkin de bilgiler var. Kılavuz metodolojik araştırmalar yapmak kooperatiflerin ekonomik katkısını değerlendirmeye yarayacak ölçüler geliştirmek kooperatif benzeri kayıt dışı olan oluşumlarında sorunlarını ele almak gibi uygulamalara ilişkin daha ileri çalışmaların yapılması gerektiğinin de altını çizmekte. Bu kılavuzu değerlendirmeyi, iyileştirmeyi, yaygınlaştırmayı amaçlayan bir girişim var şu anda. ILO’nun Temmuz 2021 ‘de başladığı ve aralık sonuna kadar sürecek olan bir girişim. Birçok ülkede kooperatif birlikleri, kooperatifleri düzenleyen devlet kurumları tarafından toplanan kooperatif istatistikleri var. Bu istatistiklerin çoğu eksik veya zaman aşımına uğramış durumda. Ayrıca eksiksiz, anlamlı bir uluslararası karşılaştırmaya olanak tanımıyor. Pek çok ulusal istatistikle veya veri tabanı ile uyumlu değil. Bu yüzden kılavuzu da kendimize referans alarak bir girişim başlattık. Kendi içinde tutarlı uyumlaştırılmış, standartlaştırılmış, kooperatif istatistikleri geliştirmeye yönelik olarak uluslararası kılavuzun uygulamasında ülkelerin gerek duyacağı pratik rehberliği sağlamayı amaçlıyoruz. Girişime dahil edilen ülkeler arasında Türkiye’de var. Diğer ülkeler, Kosta RikaİtalyaKore Cumhuriyeti ve Tanzanya.

Bu ülkeler nasıl seçildi? Bölgeler ekonomik gelişmişlik bakımından çeşitlilik, kooperatiflerin politika ve programlara entegre edilmesi yönünde çalışmaların olduğu ülkeler arasından seçildi. Örneğin Kore Cumhuriyeti’nin seçilmesinin sebebi orada kooperatif çerçeve kanunu var 2011’den beri. Geleneksel sektörün yanı sıra yeni sektörlerde ve daha geniş anlamıyla sosyal ve dayanışma ekonomisinde (S.D.E.) dinamik bir varlık gösteriyor ayrıca devlet kooperatifler üzerinde iki yılda bir anket çalışması yapıyor. İtalya’da, kooperatifleri düzenleyen sektörel, bölgesel ulusal politikalar var. Ulusal İstatistik Ofisi, kooperatif araştırma kurumları ile kooperatifler hakkında istatistik analizler geliştiriyor. Aynı zamanda yerel ve ulusal düzeyde çok sayıda kooperatif ve kooperatif destek kurumu var. Tanzanya, Afrika’dan tek katılan ülke. Kooperatiflerin geliştirilmesini desteklemek amacıyla, orada da programlar tasarlanıyor. ILO’nun desteğiyle araştırma ve eğitim dahil olmak üzere. Gelişen kooperatif destek kurumları ekosistemi var. Ülkede aynı zamanda kooperatif verilerinin dijitalizasyonuna ilişkin çalışmalar ILO desteğiyle devam ediyor. Kosta Rika en son bu ülkeler arasına katıldı. Onların da kooperatifleri ve destekleyen kurumları ile ilgili uzun bir geçmişi var. Ulusal Kooperatif Geliştirme Enstitüsü kooperatiflere eğitim konusunda destek sağlıyor. Aynı zamanda 2021’de yapılan ulusal kooperatif sayımı yoluyla kooperatiflere ilişkin istatistik üretme girişimleri var.

Tabi Türkiye’de ulusal yönetmeliklere ilişkin gelişmeler olmakla birlikte kooperatiflerin geliştirilmesi için sektörel politikalar da mevcut. Kooperatif merkez birliklerinde, Ticaret Bakanlığında veri tabanları çalışmaları var. Kooperatif istatistikleri için kilit paydaşların katılımı ile bir ulusal kurulun oluşturulmuş olduğunu ve bazı çalışmalar yapılmış olduğunu da söylemiştim.

Ne yapacak bu girişim bu ülkelerde? Seçilen ülkelerin her birinde belirlenecek bir Ulusal Danışman, Ulusal Danışma Kurulunun destek ve rehberliğinde çalışmalar yönetecek. Ulusal Danışma Kuruluna ek 2022 sonuna kadar ülke raporları hazırlanacak. Şu anda bu ulusal danışmanların seçim aşamasındayız. 5 ülke örneğinden elde edilen tüm bulguları, çıkarılan dersleri ortaya koyan bir küresel rapor hazırlanacak ve bu küresel danışma kurulu rehberliğinde sunulacak, 2023 baharı/yazı gibi. ILO ayrıca bu küresel ve ulusal raporlardan çıkan sonuçları ILO ortakları ulusal istatistik ofisleri kooperatif araştırmacıları ve uygulamacılarına sunacağı bir küresel konferans düzenleyecek. Kaydedilen ilerlemeleri de ortaya koyan sentez rapor, Ekim 2023’te toplanacak olan, 21. Uluslararası Çalışma İstatistikleri Konferansında sunulacak.

Bu girişimle neyin başarılmasını bekliyoruz? Elde edilen sunuşlara dayanarak kooperatif istatistikleri kılavuzunun iyileştirilmesini amaçlıyoruz. Belki bazı yeni düzenlemeler yapılması gerekecek. Akabinde de kooperatif istatistikleri hakkında istatistik enstitülerini, sorumlu devlet kurumlarını ve kooperatif hareketini yönlendirecek bir el kitabının, 2028 yılında toplanacak, 22. Uluslararası Çalışma İstatistikleri konferansında sunulması, tartışılması planladı. Böyle el kitapları pek çok istatistiki konuda geliştiriliyor ve bu konularda (örneğin ‘enformel ekonomi’) gibi, istatistik verilerinin standartlarının oluşturtulması yönünde önemli bir aşama oluşturuyor.

Sözlerimi bitirmeden önce sizinle ‘portfolyo’ ile ilgili bir başka bilgiyi paylaşmak isterim. 2021 yılının mart ayında ILO’nun yönetim kurulu 110. Uluslararası Çalışma Konferansında bu yıl gerçekleşecek olan konferansın gündemine sosyal ve dayanışma ekonomisine (S.D.E.) ilişkin bir komite toplantısı ekleme kararı aldı. Sosyal ve Dayanışma Ekonomisi (S.D.E.) uluslararası çalışma konferansında ilk defa irdelenecek. Sosyal ve Dayanışma Ekonomisinin değerleri, tanımı tartışılacak ve Birleşmiş Milletler ’de (B.M.) bu konu ilk defa konuşulacak. B.M. Genel Konseyinde de tartışılması beklenen bir konu bu, önümüzdeki yıllarda. Bunun kooperatiflerle kooperatif istatistikleri ile ne ilişkisi var diye geçirebilirsiniz akınızdan. Sosyal ve Dayanışma Ekonomisi gönüllü iş birliğine, demokratik ve katılımcı yönetişime, özerkliğe ve bağımsızlığa, kar dağıtımını yasaklayan veya sınırlayan kurallara dayalı ekonomik faaliyetlerle uğraşan sosyal veya kamu amacı olan kurumsal birimleri kapsıyor. İlgili birimler arasında bu sözü geçen değerlere/ilkelere uygun olarak çalışan kooperatifler, dernekler, vakıflar, kolektif işletmeler gibi birimler var. Biz de ILO’nun kooperatif birimi olarak bu komite toplantısının sekretaryası olacağız. Hiç şüphem yok ki kooperatif istatistikleri ve bu S.D.E. bileşenleri komitesinin irdeleyeceği konular arasında yer alacak. Kooperatif istatistikleri üzerine yaptığımız, yapacağımız çalışmalar sosyal ve dayanışma ekonomisi (S.D.E.) üzerinde geliştirilecek olan istatistiklere de yol gösterecek. Burada tamamlıyorum sözlerimi. Sözü Berkin’e geri veriyorum. Teşekkür ediyorum.

Berkin Şafak Şener, Genç İşi Kooperatif

Çok teşekkür ediyorum Simel. Çizdiğin düzlem uluslararası ölçekte süregiden faaliyetler hem kamu paydaşları hem de ILO’nun çabaları ile ilerleyen çalışmalardan haberdar olmuş olduk. Bizler de bunu duymaktan ve gelecekte bir parçası olmaktan mutlu olacağız. Ben sözü uzatmadan bu önemli normatif düzlem üzerinde Türkiye’de kooperatiflerin mevcut durumu elimizdeki veri kaynaklarına göre neye benziyor? Ne noktadayız? Hem iş gücü piyasası açısından hem girişim, KOBİ istatistikleri açısından hem de kooperatiflerin Türkiye ekonomisine yaptığı katkı açısından. Raporumuzda detaylı bir şekilde okuyabileceğiniz gibi, eldeki veri kaynaklarını ‘masabaşı araştırma’ vasıtası ile inceledik. Bunların içerisinde tabii TÜİK, Ticaret Bakanlığı verileri, KOOPBİS kamuya yarı açık verileri (ancak talep ettiğinizde alabileceğiniz veriler) bunların tamamını ve ikincil kaynakları analiz ederek Türkiye’de “Kooperatiflerin Gözünden 2020” adlı sayfaları oluşturduk. Raporumuz Ekim 2021‘de yayınlandığını için 2021’i dahil etmemiş bulunuyoruz. Ben sözü kooperatiflerin mevcut durumunu anlatması üzere, Genç İşi Kooperatif gönüllüsü Erim Uçluok’a sözü veriyorum.

Ali Erim Uçluok, Genç İşi Kooperatif – Rapor bulgularının sunumu

Merhabalar. Buradan herkese soğuk bir İrlanda sabahından günaydınlar diliyorum. Şimdi öncelikle ben neden kooperatiflerin mevcut durumunu anlamamız gerektiğinden bahsetmek istiyorum. Bunun en önemli kısmı şu an ki durumu doğru anlayabilirsek durumla ilgili doğru sorular sorarız. Hemen önümdeki slayt ile başlamak istiyorum.

Slaydın içindeki gariplikten söz etmeden önce size şundan bahsetmem gerekiyor. Ticaret Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı her sene kooperatiflerle ilgili ellerinde olan istatistikleri bilgileri paylaşıyorlar ancak bu üç kurum da ayrı ayrı yaptığı için bu işlemi her sene bir derneğin/kuruluşun bunları kullanılabilir, anlaşılabilir hale getirmesi gerekiyor. Bunu 2020 yılında “Sosyal Dayanışma Ekonomisi için Güçlü Kooperatifçilik” adlı raporuyla İNGEV yapmış, başarılı bir çalışma olmuş. Bu raporda da kendilerinin çalışması çok yardımcı oldu bize, onlara teşekkür etmek isterim. Önümüzdeki grafikte şunu görüyoruz: Türkiye’de istihdamdaki her yüz kişi için 18 kooperatif ortağı bulunmakta. Siz de fark edersiniz ki istihdam ile kooperatif ortaklığını karşılaştırmak çok ana akım bir yöntem değil ancak kooperatif ortağı bazı kişilerin birincil gelir kaynağı, bazı kişilerin ikincil gelir kaynağı olabildiği için kooperatif ortaklarını en yakın kıyaslayabileceğimiz durum istihdam. Bu karşılaştırmayı yaptığınız zaman da her 100 kişiye 18 kooperatif ortağı düşmesi demek. Kooperatif ortaklarının Türkiye’deki ekonomide bir ağırlığı olması demek ve bu ağırlık göz ardı edilebilecek bir ağırlık değil.

Sonraki slayttan devam etmek istiyorum çünkü bu slayta daha sonra geri dönmemiz gerekecek. Kooperatif ortaklığında hem mutlak hem de göreli olarak bir azalma görünmekte. 2001’den bu yana istihdam artarken kooperatif ortaklığı düşmüş. Hem mutlak hem de göreli olarak düşmüş. Bu bilgi diğer slaytlarda daha da farklı hale gelmekte. Eğer biz Türkiye iş ekonomisini istihdam üzerinden anlamaya çalışırsak bu kooperatifleri hem göz ardı ediyor eksik bir resim ortaya çıkarıyoruz hem kooperatifleri göremiyoruz. Kooperatifler bu anlayıştan eksik kalıyorlar.

Biz, ortaklığı istihdamla birlikte değerlendirdiğimiz zaman gördüğünüz gibi dairesel alanda 4’te 1’lik bir alan kaplıyor. Bu şekilde ortaya çıkan herhangi bir çalışma tam olarak Türkiye ekonomisini kapsamıyor. Şunu da eklemem gerekiyor. Bu ana kadar biz ortaktan her bahsettiğimiz zaman bu ortaklıkta konut yapı kooperatifleri dahil değil. Çünkü bizim ana kriterimiz kişilerin geçim kaynağına katkı sağlayıp sağlamaması. Şu anda kooperatif ortağı olan bir kişinin kaç kooperatife ortak olduğu, kooperatif için ne kadar aktif çalıştığı, çalıştığı kooperatifin kendinin birincil gelir kaynağı olma durumunu bilmiyoruz. En başta bahsettiğim gibi 3 bakanlık da birbirlerinden ayrı şekilde veri üretiyorlar. Bu şu anlama geliyor. Bir bakanlığın alanında kooperatife ortak olan kişi bir başka bakanlığın alanındaki kooperatife de ortak olabilir. Bu inanılmaz bir karmaşa ortaya çıkartıyor. Bize bu bilgiyi verseler bile aynı zamanda mükerrer bilgi ortaya çıkıyor.

Kooperatifler anonim ve limitet şirketlerin, gerçek kişilerin gerisinde gerisinde kalıyor ciro anlamında. Burada gördüğümüz grafikte işletme başına düşen ciroyu görüyoruz. 2011’den 2020’ye anonim şirketler başına düşen ciro ciddi anlamda artmış. Ancak kooperatifler, limitet şirketler ve diğer şirketlere aslında bu artış tam olarak yansımamış hatta dikkatinizi çekmek istiyorum 2011’den 2020’ye kadar kooperatif başına düşen ciro artarken kooperatif ortağı sayısı azalmıştı.

Bu gördüğünüz haritada kooperatif yoğunluğunu resmetmeye çalıştık. İllerdeki kooperatif ortağı sayısını o illerdeki çalışma çağındaki nüfusa böldük ve bir oran bulduk. Haritadan da göreceğiniz üzere büyük şehirlerde kooperatifleşme azalırken Karadeniz’de ve İç Anadolu’da kooperatifleşme çok daha yoğun. Bunun çeşitli nedenleri olabilir. Muhtemelen en önemli nedenleri Ticaret Bakanlığı’nın sorumluluk alanındaki kooperatiflerin esnaf sanatkârlar, kredi ve kefalet kooperatifi, tarım satış kooperatifi, motorlu taşıyıcılar gibi kooperatifler olması. Ancak buradaki resim sadece Ticaret Bakanlığı’nın kapsamındaki kooperatifleri gösteriyor. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın kooperatiflerinin coğrafi dağılımı erişimimiz olsaydı muhtemelen çok daha kapsayıcı bir resim ortaya çıkacaktı.

Kooperatiflerin gözünden 2020. Burada şunu resmetmeye çalıştık. Biz hep kooperatifin dışarı verdiklerine baktık. Türkiye ekonomisindeki ağırlıklarına ve genel olarak kooperatifin dışarıdan görüntüsüne baktık. Burada biraz da kooperatiflerin Türkiye ekonomisinde görünüşüne odaklanmak istedik. 2020’de 100.000’i aşkın şirket kuruldu. Bunların sadece yüzde 1,43’ü kooperatif. Bu düşük bir oran ancak yine de elle tutulur bir oran.

Eğer Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın yatırım teşviklerine bakarsak kooperatiflerin bu yatırım teşviklerinden neredeyse hiç yararlanmadığını tespit edebiliriz. Her yüz kişiden on sekizi kooperatif ortağıyken, Sanayi Teknoloji Bakanlığı’nın dağıttığı yatırım teşviklerinden neredeyse hiç pay alamaması, burada bir sorun olduğunu gösteriyor.

İstanbul Sanayi Odası’nın Türkiye’nin 500 büyük sanayi kuruluşu ile ilgili hazırladığı raporda sadece iki kooperatif var. Onlardan biri TrakyaBirlik diğeri de MarmaraBirlik. Bu iki kooperatifin bu ilk 500’deki payları yok denecek kadar az. Bu yok denecek kadar az olma durumu kendisini ihracatta da gösteriyor. Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin ilk 1000 ihracatçı araştırmasında yine sadece iki kooperatif var. Onlar da TrakyaBirlik ve MarmaraBirlik. Onların sahip oldukları oran yine yok denecek kadar az. Türkiye ekonomisinde gözle görülür bir ağırlıkları varken buradaki düşük oranlar şüpheli bir durum ve araştırma gereksinimi ortaya çıkarıyor neden bu şekilde olduğuna dair.

Burada da 2009’dan 2020’ye kadar kooperatiflerin ve şirketlerin tasfiye edilen, kurulan, kapananların oranlarını görüyoruz.

2009’dan beri kapanan ve tasfiye edilen sayısı kurulan kooperatif sayısından fazla. Yani kooperatif sayısı net olarak azalıyor ancak 2018’de kurulan kooperatif sayısı kapanan kooperatif sayısını geçti. 2020’de kapanan tasfiye edilen kooperatiflerin toplamı kurulan kooperatiflerin sayısından azdı. Net anlamda kooperatifleşmede artış gözlemledik. Bu son 11 senenin ilk pozitif kooperatifleşme anı 2020 yılında diyebiliriz. Ancak aynı zamanda son 11 senede şirket kurulmasında bir patlama yaşandı. Tasfiye edilen/kapanan şirket sayısı daha stabil demek doğru olmaz ama sabit kaldı diyebiliriz. Benim kısmım bu kadardı. Teşekkür ederim.

Berkin Şafak Şener, Genç İşi Kooperatif — Rapor önerilerinin sunumu

2021 yılında kooperatiflerin hem Türkiye ekonomisine katkısı, iş gücü piyasasındaki yeri hem de kooperatiflerin kamu kaynaklarından yararlanma durumlarına bir bakış atmış olduk. Tabii ki bunlar çok kısıtlı verilerin analizinden doğan sonuçlar. Bunlar için ILO’nun değindiği kooperatif istatistiklerine dair normlar doğrultusunda çok daha geniş reformlar; veri tabanları, veri toplama/analizi, raporlama yöntemlerinin olmasına ihtiyaç var. Türkiye’de tam da bu yüzden kooperatiflere dair verilerin ve istatistikilerin yakın geleceğine dair ben de 5 dakikalık hızlı bir sunum yapacağım. Daha sonra tartışma kısmına geçeceğiz.

Raporumuzda birincil veri kaynaklarından yararlanabilmek için kamu kuruluşları ile mülakatlar yaptık. Bunlara, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Uluslararası İşgücü Genel MüdürlüğüTürkiye İstatistik KurumuTürkiye İş KurumuTarım ve Orman Bakanlığı Tarım Reformu Genel MüdürlüğüTicaret Bakanlığı Esnaf ve Sanatkârlar Genel Müdürlüğü (yazılı yanıt) ve Türkiye Odalar Borsalar Birliği Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ile yaptığımızı mülakatları dahil ettik. Bu mülakatlarda edindiğimiz verileri kullanarak Türkiye’de hem değişen kanun, yayınlanan yönetmelikler ile yakın gelecekte nasıl bir manzara ile karşılaşacağız ve biz kooperatifçiler olarak veya kooperatif istatistikleri ile temas eden kişiler olarak nasıl bir manzara görmek istiyoruz? Biraz bu konuda düşüncelerimi paylaşmak istiyorum. Bildiğimiz gibi 26 Ekim 2021’de resmî gazetede yayınlanarak “Kooperatifler Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” yürürlüğe girdi. Bu kanunun manşet bilgisi Türkiye’de hali hazırda var olan ve aslında kooperatifçilerin yakından bildiği üzere genel kurullara hazırlamamız gereken katılımcı listesini (hazirun listesi) KOOPBİS sistemi üzerinden alıyorduk. Ancak bu yeni kanunla KOOPBİS’in hem işlevi hem de kullanım alanının genişletildiği daha detaylı verilerin girilmesi gerektiği ve bu verilerin tüm kooperatif ortaklarına açık tutulması gerektiği, çeşitli raporlama/istatistiksel üretimler yapılması hususunda kamu kuruluşlarında yeni yetkiler ve sorumluluk alanları tanımlandığını görüyoruz. Yaptığımız mülakatlarda bazı önemli noktaları tespit ettik. Bunlardan birinci KOOPBİS bakanlıklar arası veri entegrasyonu ön görüyor. Veri entegrasyonu mevcut kamusal veri kaynaklarını bir araya getirecek. Ticaret Bakanlığı, Çevre Şehircilik Bakanlığı ve Orman Bakanlığı gibi farklı bakanlıklarda tutulan veriler bir araya getirilecek hem de tekil veri kaynaklarının işlerliği sağlanacak. Örneğin Tarım ve Orman Bakanlığı ile yaptığımız görüşmede şöyle bir konu gündeme getirildi. Kanun değişikliğiyle birlikte KOOPBİS’in tüm bakanlıkların entegre olması hakikaten mevcut dijital alt yapıların da geliştirilmesini sağlayacak. Örnek vermek gerekirse Tarım Bakanlığı şu anda tarımsal amaçlı kooperatiflerin verilerini illerden yani taşra teşkilatından ‘MS Excel’ dosyası olarak topluyor halbuki KOOPBİS olsaydı bunlar bir biçimde veri tabanlarını besler durumda olacaktı. Ümit ediyoruz ki yakın zamanda böyle olacak KOPBİS’in aktif kullanımıyla birlikte.

İkinci tespit ettiğimiz konu veri entegrasyonu sorasında veri kaynakları arasında minimum müşterek veri varlığını değil mümkün olan en geniş veri çeşitliliğine odaklanma meselesi. Burada şunu kastediyoruz: Bütün kurumların uhdesindeki ortak paydaya baktığınızda aslında bu ortaklığın çok sınırlı olduğunu tespit ediyoruz. Neden bahsediyorum; kooperatif ortak sayısı. İşte kooperatifin tescilli olduğu il, kooperatifin çalışan sayısı gibi çok temel bilgiler. Hâlbuki bazı veri kaynaklarında, bazı veritabanlarında ortakların cinsiyeti, özellikle cinsiyet kırılımını görebilmemiz açısından, yaş durumu, ortakların ikamet ettiği iller, ortakların icra ettikleri ekonomik aktiviteler gibi çok daha detaylı, kıymetli bilgiler de var. Bu açıdan ortak paydayı tasarlarken mümkün olabildiğince geniş bir veri dizgesi oluşturmak gerektiğini yaptığımız istişarelerde tespit ettik.

Üçüncü tespit ettiğimiz durum, mali ve ticari hassasiyeti olan kayıtların idari kayıtlarla tamamlanabilmesi meselesi. Gerçek hayatta yaşanmış bir anekdotta bize aktarılan şu ki: Bir kooperatiften 2021 yılına ait pozitif gelir-gider farkını veya cirosunu sisteme girmesi istendiğinde pek çok sorun çıkabilirdi ama tespit ettiğimiz iki durum var. (1) Girilen veri doğru girilmeyebilir. Çünkü pekâlâ serbest muhasebecinin girdiği kayıtla bir yönetim kurulu üyesinin girdiği kayıt, ondalık kesit düzeyinde, gerçeği yansıtmayabilir, örtüşmeyebilir. Dolayısı ile yanlış beyan ortaya çıkabilir. (2) Kaydı mükerrer topladığınız zaman yani hazine/maliye bakanlığının veri tabanından çekmek yerine kooperatif yönetim kurulundan tekrar girmesini talep ettiğiniz zaman kooperatif yönetim kurulunun aklına şu gelebilir: “Acaba devlet benden bu veriyi neden istiyor?” Burada ilk akla gelen şey vergilendirme ve mali külfetler oluyor. Dolayısı ile burada yanlış girmenin yanısıra veriyi girmeme durumu da söz konusu olabilir.

Bir diğer husus denetim. Birim kooperatiflere ait verilerin denetiminde bu il/taşra teşkilatı veya merkez teşkilatı sorumlu olsa da bir tavandan tabana kontrol söz konusu oluyor. Örneğin ben Genç İşi Kooperatif’in 2021 yılına ait bir veri girdiğimde, Ticaret İl Müdürlüğünden telefon aldığımda bu veri doğru/yanlış girmişsiniz veya herhangi sorgulama sorusuna maruz kaldığımda, bu yaşadığım şey aslında tavandan (kamudan) aşağı tabana doğru bir kontrol. Halbuki kooperatif ortaklarının kendileri ademi merkezi biçimde, yerelden yukarı doğru, veri giren yönetim kurulu üyesi de girilen veriyi denetleyebilir. Dolayısı ile 2021 yılına ait veriyi benim doğru girip girmediğimi (diyelim ki bir yönetim kurulu üyesiysem) yalnızca Ticaret Bakanlığı veya ilgili bakanlıkların personelini değil aynı zamanda kooperatifimin ortakları da denetleyebiliyor, en azından işaret edebiliyor olmalı.

Dördüncü tespit ettiğimiz durum, bazı hizmet sağlayıcı kuruluşların ki buna yabancı uyrukluların çalışma izinlerini düzenleyen Uluslararası İşgücü Genel Müdürlüğü ve İŞKUR’da dahil. Bu kuruluşlar genel anlamda hiçbir veri tabanında işletme tipine göre veri tutmuyor. Kişilerin demografik bilgileri vesaire mevcut ancak işletme tipi kırılımı (anonim, limitet, kooperatif vesaire) mevcut değil. Bu da aslında çok hızlı giderilebilecek eksik. Zira veritabanlarında ufak bir düzenleme ile bahsi geçen işletmenin tipi girilebilir olur.

Burada raporun güzel bir haberi var, bu da bizim raporla açıkladığımız güzel bir bilgi oldu. 2022–2026 yılları arasında 4. Resmi İstatistik Programı/RİP çalışılacak ve KOOPBİS verileri resmi istatistik programının içinde yer alacak. Bu bilgiyi de bizle TÜİK paylaştı. KOOPBİS verilerini yayınlamak çalışılacak konular başlığı altında resmi istatistik programına giriyor. RİP kapsamında hazırlanan istatistikle, Türkiye’nin de bir parçası olduğu, örneğin Avrupa İstatistik Ofisi, ILO gibi uluslararası norm belirleyici, karşılaştırılabilir kuruluşlar standartlarında tutulması, yayınlanması ve mukayese edilebilir olmasını sağlayacak. Bu da bizim için önemli bir ilerleme diyebiliriz.

Simel’in (ILOCOOP) sunumunda belirttiği kooperatif istatistiklerine ilişkin esaslar dokümanında kooperatif istatistiklerinin nasıl tutulacağı, hangi minimum gerekliliklerin olacağı ifade ediliyor. Biz raporda bu esaslar dokümanında bulunan ama Türkiye Kooperatif İstatistikleri mevzuatında bulunmayan hususları kanun yapıcıların dikkatine sunduk, Türkçe diline çevirdik. Biz bu esaslar dokümanına nasıl uyumlanabiliriz? Hangi noktalarda eksiklikler var? Kısaca belirtmek gerekirse pozitif gelir gider farkını dağıtılması ve dağıtılmaması hususunun tutulması. Şu anda mevcuden Türkiye’de böyle bir veri toplama durumu söz konusu değil. Türkiye’de ortakların kooperatiflere bağlanma metotlarının (SGK 4A/4B, ortaklık), veri toplama, analiz süreçleri gibi hususların netleştirilmesi de gerekmekte.

Kooperatiflere ilişkin veri girişi, izleme ve denetleme. KOOPBİS’in kullanıcı dostu bir arayüze sahip olması ki bu kooperatifçileri yakında ilgilendiren bir mesele. Veri girişi yapacak kooperatiflerden temsilcilerin de çalışma grubuna davet/dahil edilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Verinin sağlıklı girilmesi amacıyla kooperatif birlikleri ve kooperatif toplulukları yani resmi olmayan ağlar tarafında gelecek eğitim taleplerine yanıt verecek bir mekanizmanın devreye alınmasını doğru buluyoruz. Bu kapasite geliştirme sağlanırsa ancak veri girişlerinin sağlıklı olabileceğini tahmin ediyoruz.

Veri entegrasyonu sırasında farklı kurumların arasındaki veri kaynakları arasında az önce değindiğim gibi geniş veri çeşitliliğine odaklanılmasının daha anlamlı olacağını düşünüyoruz. Özellikle mali ve ticari hassasiyeti olan kayıtlardan mükerrer kayıt girişi talep edilmemesi gerektiğini ve hali hazırda elde edilmiş verilen devlet tarafından kendi kendine entegre edilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

KOOPBİS aracılığıyla toplanan verilerin hangi amaçla toplandığının ve nasıl işleneceğinin veri giriş ekranına şeffaflıkla yansıtılması gerektiğini düşünüyoruz. 14 Ocak 2022’de çıkan yönetmelikte bir aydınlatma rıza metni ek olarak sunulmuş durumda. Raporumuz yayınlandıktan sonra ocak ayında yönetmelikle yayınlandı. Orada bu aydınlatma metni mevcut. Güzel bir gelişme aslında bizim yaptığımız öneri kısmen karşılanmış oldu.

KOOPBİS sitemini kullanan son kullanıcılardan somut geri bildirimlerin alınabileceği mekanizmaların kullanılmasının yerinde olacağını düşünüyoruz. Veri giriş ekranında bir geri bildirim butonu olması halinde sistem operatörü hem veri girişi ekranını optimize edebilir hem de sağlıklı verilerin girilmesin temin edebilir. Toplanan verililerin denetlenmesi için şeffaf bir metodun hazırlanması. Bu anlamda Kooperatif İstatistikleri Esasları Dokümanı (ILO) ve EuroStat’ın metodolojileri önemli göstergeler.

Kooperatiflere ilişkin veri toplama ve yayın hususunda işlenen verinin kamuya açık eksiksiz ve düzenli olarak raporlanması ve bu verilerin sadece kamu tarafından kullanılmaması. Bizlerin de sivil toplumun da sivil vatandaşların da erişebileceği şekilde tutulmasının önemli olacağını düşünüyoruz.

Uluslararası kooperatifler birliklerinin ve bölge birliklerinin standartlarına uyum sağlanması. UİGM ve İŞKUR gibi ticaret şirketlerini temas ettiği kuruluşlarında veri tabanlarında kooperatif alt kırılımı yani şirket tipi alt kırılımının hazır bulunması gerektiğini düşünüyoruz.

Uluslararası kooperatifçilik kuruluşları ile Türkiye’nin verilerin paylaşılması gerektiğini (mukayese edilebilir olması açısından) düşünüyoruz.

Veriye dayalı politika yapımı bakımından tuttuğumuz verilerin özellikle toplumsal cinsiyet bölgesel farklılıklar iklim değişikliğinin etkileri çok boyutlu yoksulluk, gelir adaletsizliği gibi yatay kesen faktörlerle ilişkilendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Son olarak veriye dayalı karar verilen icra edilen faaliyetlerin görünür kılınması kooperatif istatistiklerinin ve uygulanan politikaların izlenmesinde etki değerlendirmesi kullanılması önemli. Aslında bir hesap verebilirlik mekanizmasının tesis edilmesini öneriyoruz.

Tartışma, Görüş ve Geribildirimler

Ünal Örnek, Türkiye Ormancılık Kooperatifleri Merkez Birliği / ORKOOP

Merhabalar. Öncelikle çalışma için çok teşekkür ediyorum. Aslında ülkemizde en büyük ihtiyaç, açık kooperatif istatistikleri. Nitekim yıllar önce Simel Hanım da yakından bilir. Dünya ölçeğinde de bu veri sıkıntısı vardı. Nitekim kooperatif monitör çalışması ile aslında bir ölçüde de olsa uluslararası alanda kooperatiflerin varlığını ortaya koymada, belirli platformlarda yer almada ve kooperatif istatistikleri için güvenli bir yol haritası bağlamında önemli bir avantaj sağladı. Yıllardan beri, mevcut yapıda alanda çalışan birisi olarak şunu söylemek isterim. Aslında kurumların hepsi yıllardan beri gelişigüzel veri tutuyorlardı. Fakat şimdi bu dönemde dijital dönüşümün sağladığı avantajlar nedeniyle aslında bir ölçüde kurumlar bu konuda sağlıklı veri tutmaya bir ölçüde mecburlar bana göre. Eskiden bununla ilgili kadrolar yoktu. Çeşitli veri toplama platformları kuruldu, veri girişi zorunlulukları getirildi fakat bu konuda başarılı olunamadı.

Bu verilerin sağlıklı tutulması açsından, yılardan beri yaşadım ki, Avrupa ülkelerindeki uygulamaların da dikkate alınması gerekiyor. Bir tarafın denetleyen bir tarafın da düzenleyen biçimde olması lazım. Mesela KOOPBİS gibi bir projeyi devlet ölçüsünde ortaya koyacağız fakat bunun sağlıklı çalışma durumunu kim denetleyecek? Keşke zamanında biz bunu yapabilseydik. Mesela Milli Kooperatifler Birliği’ne bu görev verilseydi de onlar denetleseydi; verilerin sağlıklı çalışması açısından.

Tarım Bakanlığı, aynı Avrupa Birliğindeki tanınma kriterleri biçiminde olmasını istiyor. Avrupa Birliğinde kooperatiflerin tanınma kriterleri var. Bu kriterlere göre kooperatiflerin proje/destek almalarında bazı görevleri yapmalarında onlara hizmet devirleri yapılıyor. Türkiye’de de buna benzer bir çalışma yürütülüyor yani derecelendirme çalışması. Bu derecelendirme çalışması mecburiyet getirici bir çalışma olarak KOOPBİS’e kayıt diye bir kavram ile ortaya kondu. Buna göre kooperatiflere derece verilecek. Bu derece çerçevesinde kooperatiflere bazı görevlerin, hizmetlerin aktarılması sağlanacak. Aslında Türkiye yeni dönemde kooperatif verilerine büyük ihtiyaç duyuyor. Dünyadaki kooperatif verilerine yönelik olumlu tutum gelişimi bizi de bu verileri kaliteli şekilde tutmaya mecbur bırakıyor. Kooperatif verilerinin şeffaf olması lazım. Kooperatifçilerin de şunu bilmesi lazım ki bizler bir ölçüde ortaklarımız dışında topluma karşı da sorumluluklarımız var. Kooperatifler veri saklayamaz. Kooperatifler şeffaf olmalı. Toplumun bir parçası olması gerekiyor. Bu çerçevede sözümü kesiyorum, hepinize çok teşekkür ediyorum. Çok iyi ve yetkin bir raporlama çalışması olmuş.

Berin Çamur, ALAF Kadın Kooperatifi

Giresun’dan günaydınlar herkese. Biraz önceki sunumda ifade bulan, Karadeniz Bölgesi’nde özellikle Giresun’un kooperatifleşmede lider olması hakkında görüşlerimi ifade etmek istiyorum. ‘Kadın Kooperatifleri’ bu yüzdeyi yükseltmiş olabilir diye düşünüyoruz. Giresun’da 2020 yılında sayı 2 iken şu anda 11 kadın kooperatifiyiz. Yolda gelecek olanlar da var. Biz bu arada Giresun’daki kadın kooperatifleri olarak ortak bir platform oluşturduk. Birlikte hareket ediyoruz. Sorunlarımızı birlikte çözmeye ve birlikte büyümeye çalışıyoruz. Bölgedeki kadın kooperatiflerinin artmasındaki birinci sebep Türkiye’deki, bölgedeki siyasi güçlerin birtakım desteklerle kadın kooperatifi kurdurmasından kaynaklı bir sorun var burada. Proje sonucu olarak kooperatif kurulsun belediye destek verecek, pazarda satış yeri sağlayacak gibi sebeplerle kooperatifler kurduruluyor. Giresun’daki kadın kooperatiflerinden sadece üçü tabandan tavana, herhangi bir siyasi irade desteği olmaksızın kurulan kooperatifler. Çeşitli dış desteklerle, tavandan tabana, kurdurulan kooperatifler destek bittiğinde dağılma sürecine giriyorlar. Kooperatiflerdeki bir diğer sorun ortakların küçük bir kısmının kooperatifte sorumluluk alması, diğer ortakların almaması. Sorumluluk alanlar da kısa bir süre içinde kooperatif içinde aldıkları sorumluluktan pişman oluyorlar ve kooperatifler dağılıyor. Buradaki bu bilgileri platformda konuşulan konular olduğu için sizinle paylaşmak istedim. Onların da bundan haberi var. Giresun’daki durum hakkında bu şekilde katkı sağlamak istedim. Teşekkür ederim.

Dr. Erhan Ekmen, Gündem Tarım

Raporlama çalışması ve bu sunum etkinliği gerçekten çok güzel, öncelikle teşekkür ediyorum. Genç İşi Kooperatif’in her zaman çok iyi işler yaptığını biliyoruz. Birlikte bir televizyon yayını da yapmıştık geçmişte. Çok uzun süreden beri kooperatifin çalışmalarını takip ve takdir ediyorum. Yol gösterici eserler ortaya koyduğunuz için tebrik ediyorum.

Konuya şuradan yaklaşmak gerektiğini düşünüyorum: Yıllardan beri kooperatifçiliğin içindeyiz. Hep istatistiklerimizin eksik kaldığından bahsederiz. Hatta, bu konu ile ilgili, Avrupa Birliği projesi ürettiğimde konuyla ilgili en kritik noktanın ‘pazara yönelik üretim planlaması’ yapmak olduğu bu planlamanın yapılabilmesi için istatistiki bilgilere ihtiyaç duyulmasıydı. AB’de ‘üretici örgütü’ kriteri alabilmiş (devlet onları kabul eder) yapılarla; ortak tarım politikaları ve piyasa düzenlemeleri, üretici örgütü tanımı kriterlerine uyan üretici kooperatiflerle birlikte yapılır. İşte burada bu işi yapabilmek için istatistiki bilgileri ihtiyaç vardır. Özellikle de ticaret yapabilmeleriyle ilgili.

Peki bizim şu anda istatistiki bilgiye ihtiyacımız var mı? Ya da kimin var? Örneğin bu işte istatistiki bilgileri toplamayla ilgili, her nedense hepimiz, yetkili kurum olarak devleti görüyoruz. Devlet yıllardan beri istatistiki bilgi toplamakla ilgili üzerine düşen görevi ciddiyetle yaklaştı mı? Çok fazla değil. Çünkü devletin bu konu ile ilgili bir ihtiyacı yok. Ben yıllarca Tarım Bakanlığı’nda, Genç İşi’nin bu raporu hazırlamak için görüşmeler yaptığı, örgütlenme ile ilgili birimde çalıştım. Biz bu çalışmalara 2011 yılında Tarım Bakanlığı’nın istatistik bilgi sistemlerini, tarım bilgi sistemlerini, uzaktan sensörlü algılama sistemlerini getirdik. İddia ediyorum Türkiye dünyada da uzaktan algılama ile bilgi toplama konusunda epeyce ileri gitti o dönemde. Dedi ki genel müdürümüz: “Arkadaşlar kooperatifleri de koyalım, kooperatif bilgi sistemi de oluşturalım!” O günden bugüne geldiğimiz nokta ihtiyaca binaen hala kâğıt ortamında / excel ortamında gelen verilerden oluşmakta. Demek ki ihtiyaç olacak ki. Bu iş yapılacak ve hızla sürdürülecek.

Peki dünyada bunu hep tarım bakanlıkları mı yapıyor? Hayır. En güzel yapan yer Uluslararası Kooperatifler Birliği (ICA/International Cooperative Alliance). Onun haricinde de Avrupa’da Raiffeisen Kooperatifleri Birliği) var. Kendi istatistiklerini tutuyorlar. Örgüt olabilmek için oralardan izin alırsınız ve istatistiklerinizi oralara iletirsiniz. Orada tutulan istatistikler kooperatifin ne kadar para kazandığı, kiminle ne kadarlık sözleşme yaptığı, bu sözleşmeye göre kaç ton ürünü, hangi tarihte, kalitede/standartta, ne zaman ve hangi ortak tarafından hangi zaman aralığında olması gerektiği gibi başlıkları içerir. Az önce Ünal Bey de bahsetti. Bakanlık bir derecelendirme çalışması yapıyor. Derecelendirme çalışması AB’deki gibi ekonomik kriterlere dayanan şekilde mi yoksa AB’de hiç önemsenmeyen “kaç defa toplantı yaptın?” veya “üreticinin tahsili nedir?” “kaç kadın/erkek var?” şeklinde mi? Bu örnekleri çoğaltabilirim. Bunların verilere ihtiyaç acaba ne için olabilir! İkincisi, istatistiksel bağlamda sadece tarım veya kooperatifle ilgili değil. Kadınlarla ilgili genel istatistik yapan bir yer, o bilgilerin içinde özel olarak kooperatifleri süzdüğünde, bizim kooperatifçilik içinden kadınlara doğru, bilgi almak için yapacağımız yürüyüş ve bilgi edinmekten çok daha başarılı ve hedefli bir iş olacaktır.

26 Ekim 2021’de çıkartılan kanun tarımla ilgili ya da genel kooperatifçilikle ilgili birçok sorunu çözme iddiası ile çıktı fakat ne yazık ki (biz çok mücadele ettik, böyle bir kanunu çok apar topar çıkıyor diye) kanun genel itibarı ile içeriğine baktığınızda zorlamalar içeriyor. ‘Bunu/şunu yapmazsan olmaz, zorla şunu yapacaksın, şu eğitimi alacaksın’ gibi. Biz bu filmleri daha önce seyrettik. Zorla üretici birliklerine denetimler yapmıştık. Hiçbir şekilde sonuç alamadık. İstediğimiz kadar zorla gidelim bu zorlamaların sonunda göstermelik şeyler yapılır. Birileri kendileri eğitim kurumları kurar ve o eğitim kurumlarında bizim zaten para sıkıntısı çeken kooperatiflerimiz üç beş kuruşlarını da oraya harcayarak o kurumları zengin eder. “Sihirli değnek mi dokunacak ben eğitim aldım ve bir anda önüm açılıp gidecek.” Eğer para kazandırmakla ilgili kriteri almadan sadece yetkinlik bazlı kriteri aldığınızda bu iyi sonuçlar vermez. Örneğin benim oğlum üniversite mezunu. Kriteri karşılıyor diye getirdik koyduk. Kriteri karşıladık. Peki benim oğlum oraya normal cirosunun üzerinde binde bir katkı yapmazsa, ceza verebiliyor muyum? Onunla ilgili cezai süreç başlatabiliyor muyum? Bu önemli. 26 Ekim 2021’de çıkartılan kanun ile getirilenlerin tekrar düşünülmesi ve irdelenmesi lazım. Kadın kooperatiflerine destek veriyormuş gibi bir de sevimli yüz oluşturarak getirilecek para ve katkının pek anlamı olmayacaktır.

Derecelendirme konusunda da dikkatli olunmasını öneriyorum. Eğer derecelendirme şu anda kooperatiflerdeki arkadaşlarımızın gönderdiği gibi olacaksa AB’deki ile uzaktan yakından alakası yok, amacı yok. Bunu da özellikle söylemek istiyorum.

Son olarak benim önerim şu: Hep devletin yönlendirmesiyle devletin zorlamasıyla birtakım şeyler yapmaya çalışıyoruz. Bence kooperatifle ilgili Türkiye’deki örgütler ve üst örgütler kendi istatistik bilgi sistemleri kendileri oluşturmalılar. Burada bu istatistik sistemi ve sisteme girilmesiyle alakalı bir menfaat ortamı oluşturmalılar. O zaman size iddia ediyorum en ücra köyde, elektrik/internet bile olmasa kısa süre sorulan sorulara tek tek yanıt verilerek sistemle paylaşıldığını göreceksiniz. Bu menfaatin kooperatiflere sağlanması ve bunun artık devlet eliyle yapılmasının beklenmesinden vazgeçilmesi gerektiğini düşünüyorum. Herkese saygı ve sevgilerimi sunuyorum, başarılarınızın devamını diliyorum.

Orkun Doğan, Yerküre Kooperatifi

Merhabalar. Ben de öncelikle bu toplantı ve böyle bir rapor hazırladığınız için teşekkür ediyorum sizlere. Çok önemli bir savunuculuk metni olmuş. Bu alanda çalışan bir akademisyen olarak bahsi geçen İNGEV raporunu hazırlamakta görev almıştım. O yüzden biraz önce tüm söylenenlere katılıyor, tekrar etmemek adına oradaki daha önce bahsi geçen problemlere değinmeyeceğim. Erhan ve Ünal Bey de benim anlatmak istediklerime değindi.

İstatistiğin ne amaçla toplanacağı ve bunların hangi kurumlar tarafından toplanması gerektiğine dair birkaç şey söyleyecektim. Bu makro verilerin ötesinde özellikle ekonomik büyüklük istihdam gibi alanlarda verilerin toplanması çok önemli politika üretmek ve savunuculuk için. Bir de şöyle durum var. ILO’nun da derdi aslında biraz, benim ürettiği metinlerden de çıkartabildiğim kadarıyla, kooperatiflerin özellikle bu ekonomik hayata katkının ötesinde sosyal ve kamusal görevlerinin/sorumluluklarının, yaptığı işlerin bir anlamıyla görünür olmasını sağlayabilecek verileri/bilgileri ortaya koyabilmek. Bu anlamıyla tutarlı, karşılaştırılabilir verileri kamusal bilgiler halinde nasıl sunabiliriz? Bu anlamıyla aslında çok baş noktada olduğumuz için bildiğimiz şirketlerle birlikte kooperatifler nasıl bir ekonomik büyüklük ortaya koyuyor sorularının yanıtlarını arıyoruz. Fakat bunların ötesinde göstergelerin düşünülmesi çok önemli. İstihdamın niteliği anlamında veyahut başka alanlarda mesela iklim değişikliği, toplumsal cinsiyet gibi sosyal alanlarda kooperatiflerin nasıl bir katkı sağladığı veyahut ne durumda olduğu gibi (illa katkı sağlamak durumunda da olmayabilir). Bu anlamlarda göstergeler üretip buna dair veriler ortaya koyabilmemiz önemli. Bunun, kamunun görevi olduğunu düşünmüyorum. Biraz önce Erhan Bey de dikkat çekti. Kooperatif birlikleri bu noktalarda görev alabilirler. Özellikle Genç İşi Kooperatif ile başka çalışmaların da içindeyiz; “Yeni Nesil Kooperatifler” çalıştayları sosyal kooperatiflerin bir ağ oluşturması, bence bir gündemlerimizden bir tanesi de orada. Doğrudan tabandan gelecek göstergeleri oluşturup kendi kendimize bu soruları sorup bunları şeffaflıkla kamu ile paylaşmak. Örneğin benim içinde bulunduğum kooperatif belirli bir süre sonra belki belirli ekonomik ciro elde edebilecek sağladığı hizmet üzerinden. Biz, kendi ortaklarımıza, ne kadar insan onuruna yakışır güvenli bir istihdam ortamı sağlayabiliyoruz konusunda kara kara düşünüyoruz. İklim değişikliği alanında önemli çalışmalar yapıyoruz fakat toplumsal cinsiyet konusunda belki zayıfız. Bu gibi konularda makro/genel istatistiklerin ötesinde sosyal ve dayanışma ekonomisinin göstergelerini birlikte planlayabiliriz. Kooperatifleri de bu noktada değerlendirip notlar verebilir, paylaşabiliriz. Kooperatif savunuculuğu anlamında önemli bir çalışma olabilir diye belirtmek istedim. Teşekkür ederim.

Ünal Örnek (Türkiye Ormancılık Kooperatifleri Merkez Birliği / ORKOOP

Çok teşekkür ediyorum. Yeniden söz istemek durumunda kaldım. Kendi deneyimimi anlatayım: Yıllar önce Erhan Bey bilir biz Çiftçi Kayıt Sistemi /ÇKS diye bir çalışma yürüttük, bugün de yürütüyoruz. Şu an çifti kayıt sisteminde, her ne kadar düzenleme olsa da ciddi tekerrürler olduğunu görüyoruz. Biraz evvel Orkun’un dediği (kendisine teşekkür ederim yaptığı çalışmalardan dolayı çünkü Türkiye’de ilk defa kooperatifler konusunda bir çalışmayı da ortaya koydu, bu bizim için büyük bir kazanım) “denetleyecek bir mekanizma”. Erhan’ın dediği de kim, nasıl, ne amaçla kullanacak? Kooperatif istatistiklerinin ki Simel Hanım’ın bu konudaki bizlere desteği, ILO’nun katkısı gerçekten çok ciddi. Dünya deneyimlerinin bizlere aktarılması bizdeki kamu yöneticilerinin anlaması için önemli. Ben Çiftçi Kayıt Sistemi /ÇKS döneminde çok mücadele ettim. Aynı bugün dediğim gibi “Arkadaşlar bunu bir örgüte verin, siz de denetleyin” dedim. Ne yazık ki bakanlık yaptığında bu denetim mekanizması yeterince çalışamadı. Hem yürüten hem denetleyenin aynı mekanizma olması başarıyı engelliyor. Eğer kamu yapısında bu konuya katkı olabilirse kamu politikasını oluşturmasında daha sağlıklı bir yol haritası elde etme imkânı olur. Bu çerçevede aslında KOOPBİS çok değerli bir çalışma olabilir fakat mevcut yapısı ile bu şekilde tutulursa yani “World Cooperative Monitor” gibi bir sonuç çıkmayabilir. Mesela “World Cooperative Monitor” en büyük avantaj uluslararası platformlarda. Kooperatifçilik hareketini anlatırken eskisi gibi zorlanmıyoruz. Hatta yeni dönemde G-20 çalışmalarında dünya kooperatifçilik hareketi ciddi biçimde yer almakta hatta çalışma grubumuz da var. Bu çerçevede elden geldiğince bizim bu veriyi ortaya çıkarıp çeşitli platformlarda gücümüzü anlatabilmeliyiz. Bu şekilde kooperatif verileri zaman içinde sağlıklı gelişim sağlar ve eleştiriler olduğunda da bir düzeltme yöntemi olarak karşımıza çıkar. Biliyorum bazı veriler açısından sebep sonucu değerlendirebiliriz fakat kesinlikle istatistiklerin sağlıklı bir biçimde kooperatif hareketinin görüşleri dikkate alınarak düzenlenmesinde yarar görmekteyim. Denetim mekanizması ile uygulama mekanizmasın kesinlikle aynı yapıda olmaması tarafındayım. Bu durumun ilerleyen süreçlerde bazı sıkıntılara neden olabileceğini düşünüyorum. Çünkü bağımsız bir yapı olmayabilir. “World Cooperative Monitor”, bana göre, hiç değilse üst noktada Türkiye için de oluşması ve bunu akademik yapıda zaman içinde değerlendirme imkanını da bize gösterebilir. Hepinize çok teşekkür ediyorum.

Berkin Şafak Şener (Genç İşi Kooperatif) – Kapanış

Bazı genel çıkarımlar yapabiliriz tüm yapılan yorumlardan: Birliklerin ve birim kooperatiflerin veri toplama sorumluluğu ve burada alınabilecek roller. Raporlamanın amacı niyeti ve işlevi. Bundan kimin yaralanacağı ne için yararlanacağı ve ne sıklıkta verilerin toplanabileceği. Aslında Erhan Ekmen’in altını çizdiği ‘menfaat oluşturma’ yani veriyi doğru girme düzenli girme için veri girene bir teşvik sağlama mekanizmalarının oluşturulması. Bunlar açıkçası stratejiyi oluştururken ve icra ederken köşe taşlarını oluşturacaktır. Son olarak Orkun’un ifade ettiği üzere Ocak 2022’de düzenlediğimiz “Yeni Nesil Kooperatifler Ağı” İzmir’deki çalıştayda, Türkiye’nin dört bir yanından kooperatiflerin katılımıyla, üç temel çalışma grubu oluşturduk; (1) ekonomik iş birliği (2) demokratik katılım (3) mevzuat başlıklarında. Bu başlıklarda iyileştirilme alanlarının tespitine yönelik çalışma gruplarında, istatistiki veri toplama konusunda kooperatif topluluğu düzeyinde neler yapılabileceği hususuna ışık tutuyor.

Bu konuda hem biz kooperatifler hem de kooperatif birlikleri ve enformel topluluklar ne gibi sorumluluklar alabilir, göreceğiz. Kamu ile ne gibi iş birlikleri olabilir? Simel’in bahsettiği ILO’nun sürdürdüğü proje kapsamında oluşturulan ulusal danışma kurulunda ne gibi rol tanımlanabilir kooperatiflere ve kooperatif birliklerine? Bunlar yanıtlanması gereken sorular, önümüzde duran…

Bilgilendirme

KVKK Politikası